Vajinismusun yani (ilk gece korkusu) bizim toplumumuzda en sık görülen nedeni; psikolojik kaygı ve korkulardır. Kız çocuklarına öğretilen veya bilinçaltımıza kodlanan 'cinsellik kötüdür', 'kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken bir şeydir' düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli bir yer tutar. Bir kadın çocukluk yıllarından itibaren bacakları arasında ne olduğunu bilmediği çok önemli bir hazinesi olduğunu hissederek büyür.Genç kızlığında bu hazinesinin masumiyetle eş anlamlı olduğunu anlar.

vajinismus-2.jpg

Canını ver ama bacaklarının arasındaki masumiyetini koru düşüncesi ile büyürüz. Yıllarca, cinselliğin kadınlar için zarar verici, kötü, aşağılayıcı, yalnızca erkeklerin faydalandığı, kadınların kaçması gereken bir şey olarak yetişen bir genç kız, bu ilişkiyi yaşayacağı sırada bilinçaltına yerleşmiş bu yanlış fikirleri istemeyerek de olsa hatırlayacak, ilişkiye girmekten rahatsızlık duyacak ve istemdışı olarak kasılacaktır. Bilinçaltı kayıtlar ‘evliyim artık yapabilirim’ diye düşünemez.

Vajinismus yaşayan kadınların çoğu evlenmeden önce böyle bir şey yaşayacaklarını tahmin bile edemezler. Cinsel olarak normal ve istekli olduklarını ve rahat bir ilişki geçireceklerini sanırlar.

Peki vajinismus nasıl ortaya çıkmaktadır?
Bu sorunun yanıtı; cinselliğe ilişkin bedenden ve zihinden gelen birçok sağlıksız mesajın vajina ve pelvik kaslar tarafından algılanıp refleks kasılmalarla sonuçlanmasında gizlidir. Ön sevişme sırasında her şey yolundadır ama penisin vajinaya gireceği düşüncesi oluştuğu anda vajinismus tablosu ortaya çıkar.
Vajinismusa neden olan faktörleri kısaca özetlersek;

Yanlış cinsel bilgi ve inanışlar: Birçok kadın kendi cinsel organlarının yapısı ve yeri hakkında bilgi sahibi değillerdir. Vajinismuslu kadınlar bilinmeyenden korkarlar. Sık rastlanan endişeler vajinanın nerede olduğunun bilinmemesinden kaynaklanır: ’benim deliğim çok küçük, ya yanlış deliğe girmeye çalışırsa; birleşmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum; vücudumu parçalayacağım galiba; içeride bir şeyler sıkışabilir mi? Ya kilitlenirsek? Çok kanamam olacak…parçalanacağım, penis kızlık zarımı delip geçecek, çok acıyacak… genel endişe vajinanın gerilime dayanamayacak bir organ olduğu ve ‘kocaman penis küçücük yere girerken mutlaka bana zarar verir’ düşünceleridir.

Ağrıdan korkma: Vajinismuslu bir kadın için birleşme her zaman ağrıyı çağrıştırır. Bu ağrı korkusu daha önce yaşamadığı hayali bir acıyacak beklentisidir…Simgesel olarak zihinde aşırı büyütülen penisin ağrıya neden olacağı düşüncesi vardır. Bu algı sempatik sinir sistemine gönderdiği sinyallerle koruma mekanizması olarak pelvik taban kaslarının kasılmasına sebep olur. Yapısal olarak bu kasılma vajinanın girişini daraltarak birleşmenin ağrılı olmasına nede olur.Ve vajinismuslu kadın ve erkek aynı şeyi söyler ‘bir duvar var sanki’.

Cinsellikle ilgili yetiştirilme tarzı: Seksin kötü, sadece erkeklere özel, her zaman acı erici, bir deneyim olduğu ve seks sırasında ne olursa olsun zevk alır gibi davranılması gerektiği yada erkeklerin sevişirken sadece kendilerini düşündükleri gibi inanışlar seks ile ilgili en sık duyulan yanlışlardır. Genç yaştaki kadınlar bu gibi görüşleri başkaları ile tartışmadan olduğu gibi kabul ettiği takdirde cinsellikten kaçmaya ve ondan uzak durmaya başlarlar. Zaten kızlık zarını kaybetmek masumiyeti kaybetmektir. Bu bilinçaltı bekaretini koruma düşüncesi vajinismusa neden olabilir.;

“HAYIR” diyememe : Özellikle görücü usulü ve istenmeden yapılan evliliklerde istenmeyen bir cinsel ilişki kendini kötü ya da zorlanmış hissetmeye, çaresizliğe, kendini koruma dürtüsüne ve dolayısıyla vajinismusa sebep olur. İstenmemesine rağmen zoraki ilişkiye girmek hem duygusal baskıya hem de vajinanın kuruluğuna bağlı sürtünme ve ağrıya yol açar. Herhangi bir sebepten dolayı vajinal kuruluğu olan ve bununla nasıl boşa çıkabileceğini bilmeyen kadınlarda birleşmeye karşı direnç sebebiyle vajinismus gelişebilir.

Çocukluk çağında cinsel istismar: Kadının hayatını olumsuz yönde etkileyen çok yıkıcı bir travmadır. Kadının başına bir yada iki kez gelse de ya da tüm çocukluğu boyunca buna maruz kalsa da bu durum vücuda ve zihne karşı yapılmış bir hakarettir. Cinsel istismar doğrunun ve yanlışın anlaşılamadığı yaşlarda korku, güvensizlik, suçluk, utanç gibi duyguların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu duygulardan arınabilmek için çocuk yapabileceği tek şeyi yapmaya çalışır. Vücuduyla ilgili tüm deneyimlerden kaçar, zihnini kendi vücudu ile ilgili tüm düşüncelere kapar ve bunun sonucu olarak vajinismus ortaya çıkar.

Aşırı Koruyucu Aile: Çocukların sağlıklı bir şekilde hayat ile mücadele etmesini zorluklara göğüs germesini, korkularıyla baş edebilmesini engelleyen bir faktör olarak karşımıza çıkar. Özellikle vücudu ve onun işlevlerini keşfetmede, acının hayatın engellenemez bir parçası olduğunun, çözüm için gerekli olabilecek anlaşmazlıkların çözülmesi için gösterilecek çabaların öğrenilmesinde, kendini anlama yetisinin gelişmesinde, yapılan yanlışlardan ders çıkarma konusunda ve son olarak sınırların belirlenmesinde, sorumlulukların öğrenilmesinde eksiklikler ortaya çıkar. Hayatın zorluğuna karşı aileleri tarafından korunan çocuklar kendine güvenleri zayıf bireyler olarak yetişirler.

Gebe Kalma Korkusu: Gebe kalıp bir aile kurmaktan korkan kadınlarda vajinismus bir doğum kontrol yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çocukluk döneminde genital bölgeye darbe veya travma.
Cinselliği değersizleştiren ve aşağılayan bir aile
- Zayıf, güçsüz anne,
- Baskıcı, otoriter baba,
- Baba-kız ilişkisinde sorunlar,
- Pasif, bağımlı eş
- Kötü ve sert yapılmış jinekolojik muayene,
- Genital bölgenin enfeksiyonları ve jinekolojik hastalıkları

Sosyal Baskı: Medya cinsel yaklaşımlar ve beklentilerin belirlenmesinde temel rolü oynamaktadır. Yaptığımız görüşmelerde erkeklerin filmlerden ve programlardan gördüklerinden ne kadar etkilendiğini göstermektedir. Ne yazık ki gerçek dünya böyle değildir. Her kadın ve erkek filmlerde görünen figürler gibi değildir. İlişkiler her zaman mükemmel değildir. Cinsel ilişkiler her zaman yarım saat ya da daha uzun sürmez. Medyanın gücü yadsınamaz ancak medyada gördükleri her şeyin doğru olduğunu kabul etmek gerçek ile fantezinin ayırt edilememesine ve gündelik yaşamının yetersiz gelmesine sebep olur.

Kontrolu Kaybetme Korkusu: kadınlar ilişki sırasında kabul eden rolünü benimser. Bazı kadınlar bu durumu kontrolü kaybetme olarak kabul ederler. Hastalarımızdan birinin anlattığı hikayede kendisi 7 yaşıda iken bir gece uyandığında annesinin yatakta yüzüstü pasif olarak yattığını ve babasının üstte ilişkiye girmeye çalıştığını gördüğünü anlatmaktadır. O gün annesinin yüzündeki ifade hastamızın zihnine işlemiş ve evlilik gecesinde ilişkiye girememesine sebep olmuştu. Evlendikten iki sene sonra bize başvurduğunda ilk birkaç seansta hastamız panik ataklar yaşamış sırtüstü yattığı her an annesinin görüntüsü aklına gelmişti.