|
|
#1 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
ALLAH AŞKINU BULMAK
Her kulun gönlünde bir sevdası vardır. Sevda ise kişinin kimliğidir... Çünkü; insanoğlu gönlünde var olanla bir değerdir. Hazreti Mevlana da bu gerçeği şu dizelerde dile getirmiştir; ?Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan, ekmeksin. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan O?sun sen.? İnsanoğlu, kendine ayrılan ömür süresini; sevdası, dolayısıyla o yönde arayışı ile şekillendirir. Niyetini, gayretini hep o yönde sarf eder. ALLAH?ın uyanış ve hidayet nasip ettikleri dışında kalanlar, ömürlerini bu yolda bitirir ve yüce divana; içinden çıkamayacakları bir hesapla giderler... Sevdası ALLAH olan öyle kutlu kimseler de var ki; onlar her işlerini sadece ALLAH?ın rızası istikametinde yönlendirirler. Sosyal yaşantısını O?nun istekleri; haram yada helalleri üzerine bina ederler. Bu sayede de ALLAH?ın sevdasına erişirler? Hz. Ömer?in oğlu Abdullah (r.a) şöyle demiştir: ?ALLAH için sev, ALLAH için buğz et, ALLAH için dost ol ve yine O?nun için düşman ol. Çünkü ALLAH?ın dostluğuna ancak bu şekilde erişilir? (Y. Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık, III, 1123). Her nimet, mutlak manada külfeti gerektirir. Sevda da bir nimet olduğuna göre, ona ulaşmak için bir gayret gerektirecektir. Kulların ALLAH?ı sevdiğini iddia edip de kuralsız ve ibadetsiz yaşamayı tercih etmeleri, külfetsiz nimete erişebilecekleri iddiasında bulunanların durumuna benzemektedir. ALLAH?ı sevdiği iddiasında bulunanların sevdası ise O sevda yolundaki gayeti ile orantılıdır. ALLAH sevgisine, ancak O?nun emirlerine uymak ve Peygamberi?nin yolundan gitmekle ulaşılabileceği Kur?an da şöylece haber verilmiştir. ALLAH Teâlâ; ?(Resûlüm) De ki: ALLAH?ı seviyorsanız bana uyun ki, ALLAH sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH Gafur?dur, Rahim?dir.? (Alû İmran, 3/31) Alemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimiz ALLAH için sevenler hakkında da şu müjdeyi vermiştir; ?Âllah Teâlâ kıyamet gününde ?Benim için birbirlerini sevenler nerede? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde Arşın gölgesinde gölgelendireceğim? buyurur (Müslim Birr ve Sıla, 161). Bu bilgiler ışığında yarın huzur-u mahşerde yalancı durumuna düşmemek için herkesin kendi sevdasını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
ALLAH SEVGİSİNİ YAŞAMAK
(Allah?ı anarken, Allah korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.) [Hakim] (Allah korkusu ile ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır.) [Nesai] (Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada Allah korkusu ile, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır.) [İsfehani] (Allah korkusu ile, gözünden yaş akan mümini, Hak teali ateşten koruduğu gibi, ateşi de onun nurundan korur.) [İbni Mace] (Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Bir damla gözyaşı ile yanağı ıslanan kimsenin yüzü, hiçbir zaman darlığa düşmez. Kıyamette her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir.) [Beyheki] (Vücudu Allah korkusu ile ürperen kimsenin günahları, ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi dökülür.) [Beyheki] (Allahü Teâlâ, Hazret-i Musa?ya buyurdu ki: "Benden korkup ağlayarak yapılan ibadet, diğer ibadetlerden üstündür.") [Taberani] (Cenab-ı Hak, yemin ile buyuruyor ki: "Dünyada benden korkarak ağlayanı, Cennette ebedi güldürürüm.") [Beyheki] (Sağılan süt, tekrar memeye girmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan da ateşe girmez.) [Tirmizi] (Allah?u Teâlâ?nın, himayesinden başka hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamette, himayesine aldığı yedi kimseden biri de, yalnız iken Allah?ı anıp gözünden yaş akan kimsedir.) [Buhari] (Allah korkusu ile gözden akan bir damla gözyaşından veya Allah yolunda akıtılan bir damla kan damlasından daha kıymetli, Allah indinde bir damla yoktur.) [Tirmizi] (Ağlayın, ağlayamazsanız, kendinizi zorlayın, hüzünlenin! Kıyametteki azabın dehşetini bilseniz, ayakta duramayacak hâle gelinceye kadar namaz kılar, sesiniz kısılıncaya kadar ağlarsınız.) [Buhari] (Her mümin dağlar kadar günah ile mescidimizde bulunsa, ağlayan şu kişinin hürmetine oradakilerin hepsinin günahları affolur. Çünkü melekler "Ya Rabbi, ağlayanları, ağlamayanlara şefaatçi kıl!" derler.) [Beyheki] İbni Ömer hazretleri buyurdu ki: (Allah korkusu ile bir damla gözyaşı akıtmak, binlerce altın sadaka vermekten daha kıymetlidir.) [İhya] |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
HAKKIN YOLUNN GİTMEK
Kitabtan okuyarak ALLAH tanınmaz. Mesela alırsın eline kitabı ?ALLAHın Zati sıfatları ,Subuti sıfatları nedir ? Kelam nedir? Beka nedir? Semi? nedir? Bunları okursun. Aklını bilgilendirirsin. ALLAHı tanıma bilme işi akıl işi değildir. Bu okuduklarınla sen sadece mukayese yoluyla ancak ALLAHın ne olmadığını anlayabilirsin. ALLAHın ne olduğunu anlaman için maddenin ötesine seni taşıyacak bir gözün olması lazım. O da ibadettir. Nereyi açıyor ibadet? Kalb gözünü açıyor. Kalb kulağını açıyor. Maddenin ötesine aklın verasına fizik ötesine ,yani metafizik dediğimiz dünyaya taşınıyorsun. O zaman diyorsun ki hakikaten ? sen bir ömre bedelsin.? Aksi takdirde kulluk sana ne gelir? Bir azap gelir. İtaatten ,ibadetten kaçan bir insan için hakikaten kulluk bir azaptır. Ama o zevki maneviyi tadan için ibadet bir sevdadır. Beklersin bir defa gelse de Onunla bir görüşsek, bir buluşsak. Bazı kardeşlerimiz her sene hacca gider. Bazı arkadaşlarımız da sanki muhasebe memurudur başlar hesabını tutmaya. ?şu kadar para verdi ? de, ?şunu yaptı? da. Onun aldığı manevi hazzı sen hiç tattın mı? Tatmadın. Bir tatsan değil servetini canını verirsin. Arafatta vakfede Rabbin sana bir tecelli edecek, bu hazzı bir an olsun yaşayacaksın, sonra da ?niye hacca gidiyorsun?? diyeceksin. İnsan bu hazzı yaşamak için aleme gelmiş. O tadı bulmak için .Beytullahı tavaf ederken Arafatta Müzdelifede vakfe yaparken Minada şeytanı taşlarken ...Bu manevi hazzı tadan ne diyor biliyor musun? Bu çile bu meşakkatlere rağmen "her an hacc mevsimi olsa da gelsem.'' |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
ALLAH'IN SELAMINI VERMEK
SELAMLASMA ADABI ALLAH (Celle Celâluh.): Bir selamla selamlandığınız vakit, siz ondan daha güzeli ile selamı alın yahut aynıyla karşılayın. Şüphesiz ki ALLAH. her şeyin hakkını gerektiği gibi arayandır, buyurur. (Nisa, 86) Selam: Ayıp ve fenalıklardan uzak ve hayatın uzun olması anlamında duadır. En güzel selamlaşmak: Esselamü aleyküm denilince ve aleykümüs selamü verahmetüllah şeklinde veya: - Esselamü aleyküm verahmetüllah denilince - Ve aleykümüs selamü ve rahmetüllahi veberakatüh, şeklinde selama karşılık vermektir; Selamlaşmada adab: 1- Müminlerin bulunduğu yere girildiğinde ve oradan ayrıldığına selam vermek. Peygamberimiz (s.a.v.): "Sizden biriniz meclise geldiği zaman selam verdiği gibi, ayrılırken de selam versin. Çünkü birinci selam sonrakinden daha faziletli değildir." buyurur. (Tirmizi, es-Sünen). 2- Gayri Müslimlerle karşılaşıldığında. Önce onların selam vermesini bekleyerek, selamlarından sonra "ve aleyke" demek, 3- Müslümanların olduğu bir yerde tanıyıp tanımamaya bakmadan herkese selam vermek, 4- Selamlaşmada: küçük olanın büyüğe, az olan grubun çok olanlara. Yürüyenin oturana, binit üzerinde bulunanın yaya olana selam verme adabına riayet etmek, 5- Fesat çıkarmayacaksa, akraba kadınlarla da selamlaşmak. 6- Verilen selama cevap vermek vaciptir. Topluluk içerisinden birinin cevap vermesiyle diğerlerinin üzerinden selam alma farziyyeti sakıt olur; 7- Selama hemen cevap vermek. Mümkün olduğunca cevabımızı verene duyurmak, 8- Selam verirken ve alırken sesimizi çok yükseltmemek ve kısmamak. 9- Selam verirken ve alırken sesimizi hürmet ifade edecek şekilde ayarlamak. 10- Selamı duymazlıktan gelmemek (saygısızlık ifade eder). SELAMIN VERİLİP ALINMAYACAĞI YERLER: 1- Tuvalette ve hamamda verilip alınmaz, 2- Günaha sebep olan veya günahla meşgul olduğu halde selam verilmez alınmaz. 3- Kur'an okuyana, hadis rivayet edene, vaaz edene, ezan okuyana, kamet getirene ve namaz kılanlara selam verilmez, 4- Fitneye sebep olacağı endişesi ile genç ve yabancı kadınlara selam verilmez. Onların selamına sesli cevap verilmez. |
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Allah'ın Görüşünü Hissetmek
Bismillahirrahmanir rahim. İsra Sûresi?nde ?İnsan, hayra dua eder gibi şerre dua eder; çok acelecidir insan? buyrulur. Bazen iyilik istediğimizi zannederek kötülüğü isteriz. Başka bir ayet-i kerimede de ?hayır zannettiğiniz şer olabilir; şer zannettiğiniz hayır olabilir? buyrulmaktadır. Demek ki, kulun baktığı yerden bakınca ve acele edip sonunu beklemeyince şer zannedilebilecek bazı şeylerin; ALLAH?ın baktığı yerden bakınca ve sabredince hayır olduğu görülecektir. Bedir Savaşı?na Hz. Muhammed?in baktığı yerden bakarsanız ?Büyük Bedir Gazvesi? dersiniz; Ebu Cehil?in baktığı yerden bakarsanız ?ayak takımının şerefli kimseleri alt ettiği tarihte ilk kez görülen bir şey değildir? dersiniz. Firavun?un baktığı yerden bakarsanız; sihirbazların Hz. Musa?ya uyarak, istikballerini mahvetmiş ve feci şekilde can vermiş olduklarını görürsünüz. Hz. Musa ve Hz. Harun?un baktığı yerden bakarsanız ebedí hayatlarını kurtarmış ve şehit olmuş olduklarını görürsünüz. ALLAH?ın baktığı yerden bakarsanız, bugün musibet gibi görünen engellenmelerin, mahrumiyetlerin, mağduriyetlerin aslında mazhariyet olduğunu apaçık göreceksiniz. İnananların birtakım sıkıntılara uğradığı dönemlerde asıl üzülmesi gerekenler, başına hiçbir şey gelmediğini sananlar olmalıdır. Asıl, başına ?iş? gelmiş olanlar, başına hiçbir ?iş? gelmediğini sananlardır. Başına ufak da olsa bir musibet gelen Müslüman, sevinmeli; ?elhamdulillah ya Rabbi, şükürler olsun, benim de ayağıma küçük bir taş değdi? diye sevincinden ağlamalıdır. Son olarak, ALLAH?ın baktığı yerden bakmaya Efendimiz (sav)?in hayatından bir örnek: Hz. Aişe (ra) bir grup sahibiye anlatıyor: - Bir defasında evde beslediğimiz koyunu kesmiştik. Efendimiz koyunun etini pay ediyor ve ?bunu filana, şunu filancaya? gönder diyordu ve bu işi karanlıkta yapıyorduk. Dinleyenlerden biri soruyor: - Ya Aişe, niçin kandil yakmıyordunuz? Hz. Aişe?nin cevabı: - Yağ bulsaydık yakacağımıza yerdik! Sonra anlatmaya devam ediyor: - Bütün eti pay edip dağttıktan sonra geriye sadece kürek kemiği kalmıştı. Efendimiz bana sordu: - Ya Aişe, bize ne kaldı? - Ya ResulAllah, gördüğünüz gibi, bize sadece kürek kemiği kaldı. ALLAH?ın baktığı yerden bakan ve bu bakışı öğretmek isteyen Efendimiz (sav)?in cevabı: - Hayır ya Aişe, kürek kemiği dışındakiler bize kaldı! |
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
ALLAH AŞKINI TATMAK
ALLAH aşkıyla yanıp,kavrulmuş bir dertliye bir gün ''bize ALLAH sevgisini anlat''derler.O, ''siz anlamassınız'' der.Anlatmaya yanaşmak istemez. Israr ederler.... Mecbur kaldıgını hisseder: -''Siz anlamassınız ama bu kuş anlar'' deyıp,pencerenin pervazındaki küçüçük serçecigi gösterır.Ve sonra dilinin bütün yetkinligini, gönlünün bütün ateşini dışarı vurur. Anlatır.... Anlatır...Anlatır.....Serçecik oldugu yerde durur......hiç kıpırdamadan dinler...dinler....dinler .En sonunda cansız bedeni pervazdan düşene kadar.... Aşık,insanlara döner: -''İşte'' der,''ALLAH AŞKI BÖYLEDİR.'' -KUL ,TÜM KALBİYLE ALLAH A YÖNELİRSE,ALLAH DA MÜMİNLERİN KALBİNİ ONA YÖNELTİR.... -ALLAH ın selamıyla selam olsun kardeşlerim ...İsterseniz kendinize şu soruyu sorun:''Yaşamımda ALLAH sevgisiyle içimin çoştugu, burnumun direginin sızladıgı zamanlar oldu mu?...ve özellikle bu zamanlarda,beni seven, hemde çok seven bir Varlıga ait gizli bir el tarafından korundugumu teselli edildigimi, yönlendirildigimi hissettiren garip,kolay acıklanamaz olaylar yaşadım mı?...... -''ALLAH'' ı sevmenin ve O nun tarafından sevilmenin''........... -YENİDEN DİRİLİŞ GÜNÜNDE,''RABBİ ONLARDAN RAZI,ONLARDA RABLERİNDEN RAZI...seslenişinin muhataplarından olabılmemiz duasıyla..... -esselamüaleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu vema fıreta ebeden daima ... |
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Allah Sevgisiyle İbadet Etmek
Soru şu: ?(1) Biz ALLAH?tan (Celle Celâluh) korktuğumuz için mi, yoksa onu sevdiğimiz için mi ibadet ediyoruz? (2) Çünkü kişi korktuğu kişiyi sevmez, sevdiği kişiden de korkmaz herhalde. Cevap yazarsanız çok memnun olurum? Çünkü başkalarına da sordum ama tam bir cevap alamadım. Lütfen cevap yazın. (3) İnşALLAH günaha girmiyorumdur?? Bir sorunun içinde üç soru var. Önce son sorudan (3) başlayalım. Bu sorunun sahibi böyle sormakla günaha girmez. Aksine doğruyu araştırmakla sevap bile kazanacağı umulur. Sonra ikinci soruyu ele alalım; ?Çünkü kişi korktuğu kişiyi sevmez, sevdiği kişiden de korkmaz herhalde.? Bu soruda korkunun bütün türlerinin sevgiyle birlikte olamayacağı düşünülüyor. Aslında öyle değil. Sevgiyle birlikte olan korkularda vardır. Bu noktada kişi korktukça sevilir, sevildikçe korkar. Biz bu korkuya ?çekici korku? diyoruz. Bunun yanında insanı gerçekten korkutan, sevgiyle birlikte ol(a)mayan, korkuttukça kendinden uzaklaştıran korkulara da ?itici korku? diyoruz. Nasıl oluyor bu korkular? İnsanın yeryüzünde en sevdiği varlıklar arasında, annesi, babası, eşi ve çocukları da vardır. İnsan bunları sever. Uğrunda saçını süpürge edecek, hatta canını verecek kadar sever onları. Aynı anda bu kişilerden de korkar. İşte burada sevgi ve korku bir araya gelir ve kişi korkmaktan lezzet almaya başlar. Aynen ufak bir çocuğunun annesinin şefkatli tokadından korkup, yine annesinin kucağına koşması gibi bir şeydir bu [II]? Kendisine layık bir evlat olamamakla canım gibi sevdiğim babamı üzmekten korkarım. Hoşlanmadığı bir şey yaparım diye annemi üzmekten korkarım. İhmal etmek endişesiyle eşimi incitmekten korkarım. Verdiğim sözü tutamama korkusu ile çocuklarıma karşı mahcup düşmekten korkarım. Bütün bu korkular sevdiğimizin sevgisini kaybetme korkusudur. Bütün bu korkularda sevdiğimizin sevmediği şeylerin uzağında durma onlardan sakınma vardır. Bu şekilde sevimsiz şeylerin bizleri sevimsiz hale getirmesinden korkarak, sürekli sevimli kalmaya, sürekli sevilen olmaya çalışırız. Zaten Kuran?ın bir çok yerinde geçen ve ALLAH?tan korkma anlamı yüklenen ?takva? kelimesi de, öncelikli olarak ALLAH?ın yasaklarından sakınma, o yasakların uzağında durma, bu işte titizlik gösterme anlamlarına gelir. Sevgiyi kaybederim, sevdiğimi üzerim korkusu çok tatlı bir korkudur. Sevgiliye doğru çeken bir korkudur. Sevgiliye doğru çeken bu korkunun karşısında duran itici korkuda şu anlama gelir: Sevimsiz şeylere karşı duyulan korkular, mesela yılan gibi, trafik kazasında paramparça olmak gibi, bazı üçüncü dünya ülkelerinde yargısız infaz yapan polisten korkmak gibi bir şeydir bu? İnsan bu korku türünde, korktuğundan ne kadar uzak durursa o kadar rahat eder, emniyet içinde olur. Bu da iten korkudur. Buraya kadar yaptığımız açıklamalarda takvanın ne anlama geldiğinin yanında kişinin sevdiğinden de korkabileceğini, bundan da mutlu olabileceğini açıklamaya çalıştık. Gelelim son soruya; ?Biz ALLAH?tan (Celle Celâluh) korktuğumuz için mi, yoksa onu sevdiğimiz için mi ibadet ediyoruz? (1)? ?ALLAH beni cehenneme atacak, orada yakacak veya şunu yapmazsam çarpacak? korkusuyla hareket eden Müslümanların ?babamın elini öpmezsem dayak yerim? diyen çocuktan farkı pek yoktur. Çocuklar, çocuk olduğu için belki maruz görülür, ama ?büyümüş çocuklar? maruz görülür mü bilmem?... Bir babanın eli üç şeyden ötürü öpülür. Bir; gelecek menfaat için. İki; el öpmezse başa gelecekler veya gidecek menfaatler için. Üç; baba sevildiği için ve babanın sevgisine layık olmak içi. Evet bir el bu üç şeyden biri için öpülür. İlk iki öpme şekli çocukluktan olgunluğa gidiş yolunda makul ve maruz görülebilir. Ama olgunlukta bu şekillerden ilk ikisi makbul değildir. Olgun bir Müslüman?ın kulluğu cennet menfaati için olmayacak, cehennem korkusu için de olmayacaktır. Sadece ve sadece ALLAH rızası için olacaktır. Ama bir Müslüman?ın olgunluk çizgisini koruması her zaman mümkün olmaya bilir. Olgunluk bazen ?kısa devre? yapabilir. O zaman cehennemin itici, cennetin çekici fonksiyonu devreye girebilir. Cennetin ve cehennemin de inanç dekorundaki yeri de tam bu noktada kendini gösterir. Cehennem geride kalanları ileriye itmek için, cennet ise ALLAH rızası gibi bir hedefe giden yolda tembellik ve gevşeklik gösterenleri teşvik için vardır. Onlar gaye değildir. Gayeye giden yolda, yolda kalınmaması, sağlıklı yolculuk yapılması için birer vasıtadır. Hiçbir baba evladının kendisinden korktuğu için kendini sevmesini istemez. Yine hiçbir baba elde edilecek menfaat için de sevilmeyi de istemez. Aynen bunun gibi, ALLAH Celle CelâluhCelle Celâluh Neyse kısa keseyim. Cevabın önceki yazılarıma göre uzun olduğunun farkındayım. Sanırım bu kadar yeter. Kendi adıma şöyle istiyorum, ?ALLAH?ım beni cennetin çekiciliğine kendini kaptıran, cehennem korkusu ile kulluk yapan kullarından eyleme. ALLAH?ım beni senin sevgini, senin rızanı kazanmak için kulluk yapan, bu sevgiyi kaybetme korkusu ile senden korkan kullarından eyle.? Amin. Sizde kendi adınıza isterseniz dûama ortak olup amin diyebilirsiniz. |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| allah |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ALLAH [c.c] ın 99 Güzel Adı ilahi... 99 Names of Allah Sami Yusuf | {{DELIKANLIM}} | Delikanlim Video | 0 | 17.02.2009 03:47 |
| sen bir ALLAH de | Bensu | Hikayeler | 0 | 28.09.2008 12:14 |
| Allah Için Sevmek , Allah Için Buguz Etmek | MeLtem | Fıkıh Köşesi | 0 | 22.07.2008 11:18 |
| Allah sevgisi ve Allah korkusu dengesi | GuLuZ | DuaLar.. | 0 | 26.04.2008 15:47 |
| --->: Allah (c.c.) yazıları | GuLuZ | Dini Resimler | 24 | 18.04.2008 12:00 |