|
|
#21 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Cinsel Birleşmenin Yerleri
Insan cinselligini tüm canlilarin cinsel yasamindan farkli kilan en önemli özellik, kadin ve erkeklerin cinsel birlesmede bulunmak için kizginlik devresi ve benzeri herhangi bir biyolojik kisitlamaya ya da gereklilige bagli olmayislaridir. Bununla birlikte günümüzde bir takim pratik ve akilci etmenler, çagdas uygar insanin cinsel yasami üzerinde etkili olmaktadir. Basta, kisinin ahl aka aykiri davranislarla ilgili yasalari çignememeye özen göstermesi gerekir. Herkese açik alanlarda ya da baskalarinin gözü önünde sayilan plaj, bahçe, teras gibi yerlerde cinsel birlesmede bulunulamaz. Otomobil içinde cinsel birlesme de ayni biçimde yasalara aykiridir. Özellikle ülkemizde ve daha doguda bulunan ülkelerde böyle davranislar, Bati''da oldugundan çok daha az hosgörüyle karsilanir. Bati dünyasinin pek çok yerinde gençlerin olur olmaz yerlerde açikça sevistikleri, hatta bunu cinsel birlesmeye kadar vardirdiklari gerçektir. Yine de bu gibi davranislarin kisilerin özel seçiminden kaynaklanmadigi, bunun özellikle yersizlik sorununun bir sonucu oldugu bilinmektedir. Kisiler özel yasamlari için kendilerine ait bir dört duvara sahip olamadiklari zaman, merakli gözlere yakalanma riskine girebilmektedir. Yoksa sapikliga varan teshircilik meraklilarinin disinda hiç kimse cinsel birlesmede bulunurken kalabalik içinde olmak istemez. Yaklasik tüm insan topluluklarinda kadin ve erkekler cinsel birlesmelerini yalniz olabildikleri bir yerde ve merakli gözlerden uzakta yapmak isterler. Bu kuralin disinda kalan bazi örnekler vardir. Eski Yunanlilarin tanri Dionysos adina düzenledikleri bereket törenlerinde kalabalik içinde cinsel birlesmede bulunduklari bilinmektedir: Senlik, kutlama gibi olaylarin disinda günlük yasam aliskanligi içinde baskalarinin önünde cinsel birlesmede bulunanlara daha ender olarak rastlanir. Kaptan Cook, Tahiti''de insanlarin herkesin gözü önünde ortalikta cinsel birlesmede bulunduklarini bildirmisti. Samoa adasinin Fransiz kasifi La Perouse da ayni durumu gözlemisti. Yunan tarihçileri Xenofon ile Didero, Karadeniz kiyilarinda yasayan Mosni adinda bir toplumda erkeklerle kadinlarin herkesin önünde birlestiklerini anlatmislardir. Buna benzer bir uygulamanin günümüzde de süregeldigi tek toplum, Formoza''da Filipinler yakinindaki Yap adasinda yasayan yerlilerdir. Yap yerlileri, baskalarinin gözü önünde cinsel birlesmede bulunulmasini çok dogal karsilarlar, fakat çocuklarin bu olaya tanik olmasindan hoslanmazlar. Günümüzde, Bati toplumlarinda bireyler cinsel birlesmeyi kendi özel konutlarinda, yatak odalarinda gerçeklestirirler. Bunun birinci nedeni, yasalari çigneme kaygisidir. Ikinci nedeniyse dogal bir içgüdüyle kötü hava kosullarindan korunma istegidir. Oysa açik havada, kendilerini dogayla iç içe ve onun bir parçasi hissederek sevismekten büyük haz duyabilen kisiler de vardir. Bu gibi kosullarda cinsel birlesme, kisiyi ilkel doga insaniyla özdeslestirebilir. Özellikle Bati toplumlarinda tüm yasamlari üretimin belirledigi kosullarla sinirlanan, dolayisiyla dogal dürtüleri mekaniklesen insan için dogada ve açik havada yasanan cinsel birlesme çok büyük bir özgürlük duygusu kaynagi olabilir. Ayni zamanda yabanci gözler tarafindan kesfedilme korkusu, açik yerlerde yapilan cinsel birlesmelere büyük heyecan katabilir. Son yillarda Bati''da erotik film dalgasini baslatan "Emmanuelle" in uçakta ve benzeri yerlerde sevisme sahnelerine yer veren bir film olmasi, büyük ölçüde tutulmasinda kuskusuz etkili olmustur. Tasitlarda cinsel birlesmede bulunmak, yine yasalara karsi bir davranis olmakla birlikte hareket halindeki bir araçta sevismeyi çok heyecan verici bulanlarin sayisi az degildir. Tren, posta arabasi, otomobil ya da deniz üzerinde teknede birlesmede bulunmak, Avrupa edebiyatinda sik sik yer alan erotik bir olgudur. Bu gibi örnekler içeren klasik romanlardan biri, Flapbert''in ünlü Madam Bovary''sidir. Burada Emma Bovary, sevgilisi Leon ile pencereleri örtülü bir at arabasinda Rouen kentinde bir ögleden sonra boyunca dolasarak sevisirken ilk kez doyuma ulasir. Hareket halindeki araçta ritmik uyarimlarin cinsel heyecani artirdigi düsünülebilir. Uzun bir tren ya da otobüs yolculugunda koltuklari kalçalar üzerinde etki yapan ritmik uyarimlar kisiyi kolaylikla cinsel haza yöneltebilmektedir. Ilkel insan için kulübe, cinsel yasam açisindan göreli bir gizlilige sahip olunan yerdir. Burasi en azindan baska yetiskinlerin gözlerinden uzaktir. Fakat çogu kez çocuklarin varligi, kulübede de kaçinilmazdir. Bu, gerek Anadolu köylüsünün gerek bir çok yerdeki isçi sinifi ailesinin sürekli olarak karsi karsiya kaldigi bir sorundur. .Bu gibi kosullar altinda yasanan yerlerde iklim elverisli oldugu sürece cinsel birlesmenin ormanda, tarlada, çalilik arkasinda ve benzeri açik hava yerlerde yapilmasi dogaldir. Güney Anadolu''nun bazi yerlerinde aileler asiri sicaklardan geceleri damda uyuduklarindan, cinsel birlesmede bulunulan yer burasidir. Benzeri bir örnek Dogu Bolivya''da çok eslilik uygulamasi içinde yasayan Siriona yerlilerinin durumudur. Holmberg adinda bir Batili gezginin anlattiklarina göre burada evlerde oldugundan çok daha fazla cinsel birlesme, çalilikta yapilmaktadir. Bunun bas nedeni, yaklasik yüzelli metrekare büyüklügündeki kulübelerde elli kadar hamagin yan yana asili olmasindadir. Anne-babalarin yanisira kayinvalide, kayinpederlerin yan yana olmalari, küçük çocuklarin anne babalarinin hamagini paylasiyor olmalari, kulübe içinde herhangi bir sekilde gizliligin bulunamamasi sonucunu vermektedir. Bu kosullardan kurtulmak için tek olanak, ormanin derinliklerinde sakin bir köse aramaktir. Öte yandan, Güneybati Amerika''da yasayan Hopi kizilderililerinde oldugu gibi kulübe gizlilik için yeterliyse, bu kez cinsel birlesmenin ev içinde yer almasi zorunlu bir kural olarak düsünülmeye baslanabiliyor. Kayalarin içine oyulmus ve kurutulmus çamurla odalara ayrilmis konutlara sahip olan Hopi''ler baska yerlilere göre orta sinif denilebilecek kosullar içindedirler. Cinsel birlesme için tek mekan olarak ev içini düsünmeleri, bu konuda ne ölçüde pratik kaygilardan yola çikilarak karar verildigini göstermektedir. Bu tür kaygilarin disinda baska etmenler de yer seçimini etkileyebilmektedir. Orta Hindistan''da yasayan Gond yerlilerinin durumunda oldugu gibi bu, dinsel inanislara bagli bir seçim de olabilmektedir. Gond''lar ev içinde çiftlesmede bulunduklari takdirde bütün varliklarini yitirmekten korkarlar. Gondlar''in inanislarina göre Varlik Tanriçasi evin içinde yasar ve eger cinsel birlesmeye tanik olursa çok öfkelenebilir. Onun korkusundan bu insanlar evlerinin disinda cinsel birlesmede bulunurlar. Kaliforniya''daki bir kizilderili toplulugunda da buna benzer bir inanisa rastlanmistir. Yurok kizilderilileri, evde sevismenin kendilerini yasamda servet sahibi olmaktan alikoyacagina inanmislardir. Faydaci ya da dinsel gerekçeler disinda estetik kaygilarin da bazan cinsel birlesme için yer seçiminde rol oynadigi görülür. Örnegin Polinezya''da, Yeni Gine''de sevismek için ormanin güzel bir kösesini ya da kumsalda bir yer seçen yerliler görülmüstür. Fakat çogu toplumlarda çevrenin güzel olmasina özen göstermek, evli çiftler arasinda tipik olarak görülen bir davranis degildir. Bu gibi estetik kaygilarin daha çok henüz evlenmemis sevgililer için söz konusu oldugu izlenmistir. |
|
|
|
#22 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Daha İyi Seksin 10 Sırrı
Aşk hayatınızda fazla değişiklik yok, herşey rutininde gidiyor ancak siz partnerinizden değil de herşeyin sıradanlaşmasından sıkıntı duyuyorsunuz. İşte aşk yaşamınızı canlandıracak 10 tavsiye.. 1- Randevulaşın Bazı çiftler iş ya da farklı nedenlerle seks yapmaya zaman bulamayabilir. Siz de seks için partnerinizle ya da eşinizle randevulaşın. Yemek ya da film için dışarı çıkın, biraz yürüyüş yapın, eve geldiğiniz birşeyler için ve planladığınız gibi devam edin. Seks için plan yapmak garip gelebilir ancak insanlar herşey için plan yapıyor, siz de yapın. 2- Evden çıkın Sürekli evde olan çiftler için seks yaşamları iş, çamaşırlar ve çocukların bakımı gibi rutinleşmiş olabilir. Ev dışında göl manzaralı bir yerde seks yapmak daha heyecan verici olabilir. Yatak odasında seks yapmak çoğu zaman zordur. Bu sırada saati kurup kurmadığınızı, çatıdaki deliği tamir etmek için ne kadara ihtiyacınız olduğunu merak edebilirsiniz. En iyi seks geçmiş ve geleceği düşünmediğiniz zaman yapılır. Yatak odanızdaki büyükannenizin size gülümseyen fotoğrafı bile işinizi zorlaştırabilir. 3- Yatak odanızı yeniden dekore edin Yatak odanızın yeri seks için ideal olmayabilir. Çocukların ya da bakıcının odasına yakın olması sizi olumsuz etkiliyor olabilir. Odanızın duvarlarına aynalar yerleştirmek, TV koymak hem sizin dikkatinizi dağıtacağı hem de çocuklara açıklamayı zorlaştıracağı için iyi bir fikir olmayabilir. 4- İstediğiniz şeyin ne olduğunu hayal edin ve uygulayın Herkesin kısa ya da uzun seks fantazileri vardır. Bazıları fantazileri ruhunun derinliklerinde saklayabilir. Partnerinizden böyle bir talep geldiğinde ne söyleyeceğinizi biliyor musunuz? Eğer emin değilseniz yalnız değilsiniz. Bu konuda biraz çaba gösterebilir, dergiler, kitaplar ya da videolara göz atabilirsiniz. 5- Partnerinizin isteklerinin farkında olun Partnerinize kendinize sorduğunuz "aşk hayatından ne beklediğini" sorun. Genellikle partnerlerden en sık duyulan ortak şikayet birinin diğerinden daha fazla seks yapmak istemesidir. Bazıları partnerlerinin istediklerinden daha farklı seks yapabilirler. Bu isteksizliğe neden olabilir. Bu gibi sorunları ortadan kaldırmak için partnerinizle konuşmalı, sekste hoşlandığınız ortak noktaları bulmalısınız. 6- Seks problemlerinizi görmezlikten gelmeyin Seksüel sorunları olan insanlar çoğu zaman utanırlar ve sorunları gidermek için geç kalırlar. Ancak bu yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Çözmek için uzmanına başvurun. 7- Yavaş hareket edin Uzun zamandır birlikte olan çiftlerin seks yaşamları giderik hızlanabilir. Kısa sürede seks yapmak sizi tatmin etmeyebilir. Bu nedenle yeni taşınan ya da ilk defa birlikte olan bir çift gibi hareket edin. Yeni yerler keşfedin, yeni şeyler deneyin. En iyi seks, yavaş, eğlenceli ve yaratıcı olandır. Sadece tek bir şekli yoktur. Biraz öyle biraz böyle yenilik gerektirir. Kadınlar seksten zevk aldıkça, seksüel sorunlar ortadan kalkar ve herkes karlı çıkar. 8- Herkes aynı şeyi yapıyor diye düşünmeyin Ne kadar seks yapmalıyız? "Şimdi olduğundan daha çok" diye düşünmeyin. Seks yaşamınızda "olmalı" şartlanmasına kapılmayın. Yani "ne sıklıkta seks yapmalısınız"ın cevabı "Bunun cevabı yok"tur. Ne kadar seks yapmanız gerektiğini düşünmeyi bırakıp istediğiniz zaman seks yapın. 9- Denemeye devam edin Daha iyi bir seks yaşamı biraz çalışmanızı gerektirebilir. Seks yaşamınıza heyecan katmak istiyor ancak bun un için hiçbir şey yapmıyorsanız bir faydası olmaz. Kayınvalideniz aradığında hasta olduğunuzu söyleyin ve sekse zaman ayırın ya da mum ışığında seks yapın. Biraz da yanılma payı alarak yeni şeyler deneyin. Asla vazgeçmeyin. Bunları daha öncede duyduğunuzu ya da okuduğunuzu düşünüyorsanız demek ki hala birşey yapmamışsınız. 10 - Kendi kendinizi motive edin Eğer birisi seks için zamanım yok ya da iyi bir seks için enerjim yok diyorsa, onun seks yaşamının iyi olmasını beklemeyin. Bu kadar basit. Bu yüzden iyi bir seks yaşamı için kendi kendinizi motive edin. |
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Yataktaki Özgürlük
Bütün bunları özel sohbetlerinizde mutlaka konuşun. Unutmayın, seks yaşamın önemli bir parçası ve bunu çiftler ancak birlikte anlamlı hale getirebilirler. Gittikçe cinselliğin daha az yaşandığı bir hayata doğru gidiyoruz. İş yaşamı, ekonomik sorunlar, stresler, hayat kaygıları cinselliği daha alt sıralara itiyor.. Yatakta, "tak fişi bitir işi" yöntemiyle kısa anlara sığdırılıyor sevişmeler. Erkek, orgazmını yaşıyor. Kadın ise orgazm taklidi yapıp çekiliyor kenara. Oysa cinselli k, insan yaşamında çok önemli bir yere sahip. Beraberliklerde çiftler, birbirlerine ait olma duygularını cinsellikle birlikte pekiştiriyorlar. Sadece bu da değil, doyumlu bir seks hayatı, insanı her alanda motive ediyor, pozitif etkiler yaratıyor. Bakın, bir kadın bu duygularını nasıl anlatıyor: "Mükemmel bir seks hayatım var. Eşim son derece anlayışlı. Kesinlikle sınırlarımız yok. Canımız nasıl istiyorsa öyle sevişiyoruz ve mümkün olduğunca kalıplardan kurtulmaya çalışıyoruz. ''Yatak odası'' diye bir takıntımız yok. Evin her yerini aşk köşesi haline getirebiliyoruz istersek. Bu konuda kendi bildiklerimizle kalmıyor kitaplar okuyoruz. Yaklaşık üç yıldır da, "yumuşak sevişme" olarak biline Taocu seksle ilgileniyoruz. Eşim saatlerce boşalmıyor. Ben de alabildiğince doyuma ulaşıyorum. Bu doyum, benim iş hayatımda da çok olumlu izler bırakıyor. Eşim için de öyle. O da işyerinde başarılı bir yönetici. Bizim yaşam biçimimiz bu." İşte cinsel doyum yaşayan bir kadının yaşama pozitif bakışı. Bu gerçekten çok önemli. Sorunlu çiftler, bunun önemini kavrarlarsa eğer, onların da başarmaması mümkün değil. Aslında, önemli olan istek. İstersek nelerin üstesinden gelmeyiz ki! Daha da önemlisi, sekse yaşamda tanıdığımız yer. O, yaşamda en alt sıralarda değil, hak ettiği yerde olmalı. Ne var ki, bir çok kadın bu konuda tutuk. Cinsel yaşamlarında "konsantre" sağlayamadıklarından ve her zaman sekse hazır olamadıklarından yakınan çok kadın var. Peki, ne zaman sekse hazır oluruz? Eşimiz hazır değilse ne yapmalıyız? Yatakta "görev gibi" yaşanılan bir ilişkiden hoşlanmıyorsak eşimizi nasıl değiştirebiliriz? Seks ritüelleri Gerçekten de cinselliğe hazır değilsek hepsi boş. Eğer biz istiyorsak ve eşimizde ya da sevgilimizde de bu isteği yaratabiliyorsak yaşanan beraberlik anlamlı olur. Erkek partnerler genellikle sekse her zaman hazırdır! Ama kadınlar niye böyle değil? İsterseniz bir kadının, mimar C.''nin ağzından bunları dinleyelim. Genç kadın sorunlarını şu cümlelerle aktarıyor: "4 yıllık evliyim. Cinsellik benim için önemli ancak bunun için çok özel ortamlara ihtiyaç duyuyorum. Mutlaka mumlar yakılmalı yatak odamda.. Etrafta tahrik edici kokular olmalı . Ve romantik bir müzik çalınmalı o anda. Bu ortamı zaten sekse hazır olduğumda yaratıyorum. Fakat kocam için bu ritüeller pek önem taşımıyor. O istekli olunca derhal beni soymaya başlıyor. Ben de onunla o an, zevk alıyorum fakat genellikle orgazma ulaşamıyorum. Eşim sevişme sonrası bunun için özür diliyor. Yeniden başlıyoruz fakat, artık benim konsantrem sona ermiş oluyor." İşte çarpıcı bir örnek. C. gibi bir çok kadın sevişme ortamının mutlaka özel ambianslarla donatılmasını istiyor. Zaten cinsellik dizimizin başında da söz etmiştik, kadın-erkek farklılıklarından. Kadınlar seksi bütün benlikleriyle yaşıyor. Ruhuyla, bedeniyle... Erkek ise o an, "fiziksel" olarak hazırsa startı verebiliyor. Orgazmını sorunsuz olarak yaşıyor. Kadın hazırlıksız yakalanmışsa, ilişki sonunda o "yarım bırakılmışlık" duygusuyla başbaşa kalıyor. Dolayısıyla, doyumlu bir birliktelik için önce konsantre şart. Tabii ki erkeklerin de suçu yok. Çünkü onlara böyle öğretilmiş. Bunu anlatmak, ne yazık ki kadınlara düşüyor. İnanın, karşınızdaki erkek çağdaş biriyse, bu tür bir iletişimden rahatsız olmuyor, kendini sorgulayabiliyor, yenileyebiliyor. Sizin isteklerinizi, göz önünde bulundurabiliyor. İsteklerin dili İsterseniz bir gece hayal edin... Seks istiyorsunuz. Bunu sıradan değil, hoş bir tören gibi yaşamayı arzuluyorsunuz. Tabii ki, sizin arzulamanızın yanı sıra eşinize de bunu hissettirmeniz önemli. Kesinlikle zorlamamak gerekiyor. Erkeğiniz eğer yorgun değilse, bu isteğe kolayca yanıt verecektir. Bunu için "sessiz" sinyaller vardır. Eşinizin çevresinde dolaşıp seks için hazır olduğunuzu belirten bu sinyalerini göndermeniz yeterli. Bu, ancak partnerlerin anlayacağı özel bir dildir. Ve mesaj yerine derhal ulaşır. İlk etapta dokunmakla başlayın, bu çok anlamlıdır. Bunun için masajla işe başlayabilirsiniz. Eşinize yavaş yavaş yapacağınız masaj hem onun çok hoşuna gidecektir, hem de sekse kendini hazırlayacaktır. Masajın ardından onu banyoya gönderebilirsiniz ve bu arada yatak odanızı ya da evdeki dilediğiniz bir köşeyi hazırlayabilirsiniz. Mumlarla birlikte loş bir hava verdiğiniz odaya ve egzotik kokular sıkabilirsiniz. Bu "tören" gerisini getirecek, sizi istediğiniz zevkli anlara ulaştıracaktır. Bu arada, yatakta konuşmak istediğiniz anlarda da sakın kendinizi kısıtlamayın. Ne istiyorsanız, nasıl biçimde bir ilişki talep ediyorsanız bunu ona belirtin. Çiftlerin isteklerini dillendirmemesi o kadar yanlış anlamalara yol açıyor ki... Ne yazık ki, yetiştirilme tarzından dolayı seks konusunda binlerce kadın konuşmaktan çekiniyor. Oysa beden sizin bedeniniz. Onu dilinden en iyi siz anlarsınız. Bunu söyleyecek olan, partnerinizi yönlendirecek olan da sizsiniz. Yatakta pasif misiniz? Peki, erkek erkeğiniz sizin bu tutumunuzu eleştirirse? Ya da siz bütün bunları yapmayı çok istiyorsunuz ama onun sizi yanlış değerlendirmesi konusunda bir kaygı duyuyorsanız ne olacak? Öncelikle bu kaygıyı yok etmeniz gerekir. Bunun için de seksle ilgili sohbetlerinizi yatak odası dışında da mutlaka gerçekleştirmelisiniz. Yani, neler istiyorsunuz? Seks sizin için nasıl bir öneme sahip? Bunları konuşmaktan sakın kaçınmayın. Ki, bir çok erkek kadınların yatakta "pasif" davranmasından şikayetçi. Bir erkek eşinden bu anlamda şöyle yakınıyor; "Eşimle flört ederek evlendik. O utangaç yapıdaydı. Fakat zaman içinde bu utangaçlığını benimle birlikte yendi. İlk zamanlar seks hayatımız çok iyiydi. Fakat eşim son zamanlarda daha pasif davranmaya başladı. Ben onunla farklı biçimlerde sevişmek istediğim anlarda tutuk davranıyor ve o ilk zamanlardaki utangaçlığını sergiliyor. Misyoner pozisyonunu genellikle tercih ediyor. Bense, yatak odamızda daha renkli anlar yaşamak ve ona da yaşatmak istiyorum. Fakat onun bu pasif hali beni de olumsuz etkiyor. Artık kısacık sevişmeler yaşıyoruz." Burada tabii ki erkek haklı. Ama kadın da suçlu değil. Çünkü geleneksel anlamda kadınlara seks hep yasaklanmış. Hep o genç kızlık dönemlerimizdeki tutukluğu içimizde taşıyoruz. Bize bu öğretilmiş. Oysa evlilik hem ruh, hem de vücut birliği. Seks bu birlikteliğin bir motoru. Cinselik iki kişi arasında yaşanan en özel an ve bu özel anlarda mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Yatak odanız zaten bütün bunların kırıldığı bir yer. Burada özgürce, dilediğiniz gibi davranabilmelisiniz. ÖN SEVİŞME BÜTÜN KADINLARIN DERDİ Ön sevişmeden söz açıldı mı, bütün kadınların dert yanacağını biliyoruz. Hepimizin ortak sorunu. Bir çok erkek ön sevişmeyi alabildiğince kısa tutmak istiyor. (Elbette istisnaları var) Oysa bunu da önce siz talep etmelisiniz. Doğaldır, erkek yatakta baskın olmak ister. Bu içgüdüsel bir istek. Bu şekilde, iktidarı elinde tutar. Ama ipleri siz elinize alabilirsiniz. Ön sevişmeyi alabildiğince uzatıp, onu geciktirebilirsiniz. Ve bir çok erkek de bundan hoşlanıyor aslında. Önyargıları bir kenara bırakın. Onun, aşk oyunlarınız karşısında kuzu kesilip, sizin isteklerinize değer vereceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Yataktaki bu oyunlar erkeği kısa sürede tahrik eder. Ama siz de ön sevişmeyi uzatmak istiyorsanız, bu oyunları dozunda bırakın. Heyecansız yavaş ve sakin olun. Şu var ki, bir çok kadın da, "Bunu nereden öğrenmiş?" sorusuna muhatap kalmamak için aşk oyunlarında çekinik davranıyorlar. Atın, bu düşünceleri. Hangi çağda yaşadığımızın farkında olun. Artık televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde bütün bunlar çarşaf çarşaf yazılıp, ortaya dökülüyor, tartışılıyor. GİYSİLERİN ROLÜ Uyarılardan söz etmiştik.. Bunların içinde, öpüşme ve dokunma mükemmel uyarı sağlayabiliyor. Bu eylemler, ilişkide duyumu artırır. Uzmanlara göre öpüşme şevkatin ve duygusal cinselliğin de göstergesi. Partnere duyulan güvenin en önemli işareti. Ağız yoluyla iletişim kurmak, kişileri birbirlerine daha çok motive eden bir unsur. Öte yandan, yatak öncesi giysilerinizin tarzı da, ayrı bir tahrik edici unsur. Ama bu konuda da kalıplar var. Herkesin giysi konusundaki görüşü çok farklı. Bazı erkekler, daha örtülü bir giysiden tahrik olabiliyor. Yapılan bir araştırmada partnerlerin başlangıçta hafifçe giyinik olmalarının, daha fazla arzu hissi yarattığı vurgulanmış. Burada da kişisel özellikler dikkate alınmalı. Bir kişiye seksi gelen bir giysi tarzı, bir diğerine tuhaf gelebilir. Bu anlamda, eşinizin nelerden hoşlandığını bir şekilde öğrenebilirsiniz. Seksi, sürprizler de renklendirir. Sevişmeye giyinik başlayıp, üzerinizdekilerini kat kat çıkarmanın keyfi de bir başkadır. Bazısı da yatağa çıplak girmekten hoşlanabilir. Sevişirken ne kadar yaratıcı olursak o kadar mükemmel ilişki yaşarız. Rutin ve alışılmış olan elbetteki heyecanlandırıcı değildir. Bu, her gün aynı çorbayı içmek gibidir. Dolayısıyla, yeni mekanları, yeni pozisyonları denemekten kesinlikle korkmamak, utanmamak gerekir. Örneğin, evde yemek hazırlarken bile aklınıza sevişmek gelebilir ve o an bu duyguyu ertelememek gerekir.. |
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Çıplaklık
Çiplaklik, kisisel bir cinsel mahremiyet ifadesidir. Kisisel olmaktan çikip da yayginlastigi alanlar çok dir. Çiplaklar kamplari disinda tek toplu örnek, yaz aylarinda deniz kiyilaridir. Bu nedenle çiplakligin bazi yayi n organlarinca kitlesel sunumu, "Playboy" ve "Penthouse" örneklerinde oldugu gibi, önemli bir ticaret ve kar alani haline gelmistir. Bir çok bilimsel arastirmanin ortaya koydugu üzere daha çok erkege hitap eden bu görsel sergileme, ucuz ve anonim bir cinsel uyarim yolu saglamaktadir. Gizliligini sürdürdügü sürece çiplaklik, en önemli cinsel uyarim kaynaklarindan biri olmaya devam edecektir. Giysili bir dünyada insanin çiplak olarak ask yaptigi gerçegi ile çiplak bir kadin veya erkek görüntüsünü bagdastirmak kaçinilmazdir. Dikkat edilmesi gereken, çiplaklikla "ahlaklilik" veya "ahlaksizlik" arasinda mutlaka bir bag kurmaya ugrasmak gerçekçi degildir. Bu mantigin sonucu olarak çiplaklar kamplarinin birer fuhus yuvasi oldugunu iddia etmek ve Haçli Seferleri boyunca kat kat elbiseler içinde bogulan kadinlara bekaret kemeri takma geregini duyduklari için kocalarinin ruh hastasi oldugunu ilan etmek gerekecektir. Oysa her ikisi de dogru degildir. Çogu kez ince bir tülle veya dar bir kostümle örtülmüs bir vücudun, kusurlari ortada kalan çiplak bir vücuttan daha çekici ve uyarici olabildigi bilinir. Ancak, giyinmenin cinselligi yok etmedigi ya da bazen öne çikardigi gerçegi, çiplakligin cinsellik boyutunu daha az önemli yapmaz. Çaglar boyunca yapilmis olan çiplak insan resim ve heykellerinin yalnizca çiplakligin güzelligini vermeye çalistigini söylemek güçtür. Çünkü bu sanat eserlerinde sik sik çiplakligin cinselligi de vurgulanmistir. 1960''lardan sonra çiplaklik yatak odalarinin ve özel klüp ve kamplarin disina tasmis, tüm dünyada daha az sansür görmüstür. Bugün "topless" yani, "üstsüz" olarak denize girilen plajlar artik azinlikta olmaktan çikmistir. Her ne kadar bu tür çiplaklik en azindan saglik nedenleriyle kolayca açiklanmaya çalisilirsa da altinda yatan diger temel dürtünün cinsellik oldugu inkar edilemez. Çiplaklik, giysisiz olmak anlaminda kullanildiginda ve özel bir baglamda ele alinmadigi sürece, ufak ya da büyük ölçüde utanç duygularini çagristirabilen bir kavramdir. Oysa sanatta çiplaklik baska bir ruh kazanir, denebilir ki, sanat çiplakligi yüceltir. Bunu yaparken de, cinselligi çesitli olumsuz, ve asagilayici çagrisimlardan kurtarir. Insan güzelligi, peçesiz bir sekilde ve gündelik köhnemislikten an olarak sergilenmektedir. Tablodaki, heykeldeki ya da fotograftaki çiplak, herhangi bir rahatsiz edici ton tasimaz. Zihinlerde uyandirdigi imaj, iki büklüm olmus savunmasiz bir vücut degil, dengeli, güzel ve güvenli bir yapidir. Çaglar boyunca en büyük sanat yapitlarina ilham kaynagi olmus olan çiplagin bu çagrisimi yapmasi dogaldir. Eski Yunan kültürü çesitli çaglara ve akimlara malzeme ve ilham saglamis ama tarihe karismistir; Rönesans ya da 18. veya 19. yüzyil akimlari da kendilerinden sonraki gelismeleri etkilemisler, dünya sanat tarihine altin sayfalar kazandirmislar ama sonunda asilmislardir. Bütün bu devirleri ve akimlari etkileyen ve onlari asarak bugüne kadar yasayan çiplak olmustur. Dolayisiyla çiplagi, yalnizca bir malzeme olarak degil, sanatsal bir biçim olarak görmek gerekir. Kenneth Clark "Çiplak" adli kitabinda söyle demektedir: "Tüm çiplak resim ve heykel yapitlari, cinsel olarak coskulandiricidirlar... ne kadar soyut olursa olsun, hiçbir çiplak, izleyicisinde soluk bir gölge seklinde bile olsa, erotik bir iz birakmamazlik etmemelidir, eger ediyorsa, ya yapilan kötü sanattir, ya da yanlis bir ahlak anlayisi söz konusudur." Çiplak, çesitli sanat dallarinda en temel erotik imaj olmustur. Bunun nedeni, çiplak insan vücudunun göze hos gelen bir nesne olmasindan öte, yaptigi çagrisimlar açisindan son derece zengin olmasinda yatar. Çiplak biraz insanin kendisidir; biraz kendisinden bekledikleri, arzulari, umutlari ve anilaridir. Çiplak insan vücudu, biyolojik bazi ihtiyaçlardan baska, insan yasatisinin ahenk, enerji, tutku, acz, duygusallik gibi çok farkli boyutlarini da animsatan bir olgudur.En eski çaglardaki bereket tanriçalarinin heykellerinden baslayarak çesitli mitolojik kahramanlar, Meryem ve Isa gibi dinsel kisilikler, prensesler ya da fahiseler çiplak olarak resmedilmis ya da heykel olarak yontulmus ve evrensel kültürün bir parçasi olarak bilinçlere yerlesmistir. |
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Cinsel Fanteziler
Cinsel birleşme ya da cinsel coşkunun uyanışı sırasında kişinin kafasında bir takım hayaller canlanması olağandır. Erkeklerde gece kendiliğinden gelen bel s uyunun (meni) da çoğu zaman gördükleri erotik düşlerin sonucu olduğu bilinmektedir. Kadınlar da, orgazmla sonuçlanan bu tür düşler görebilirler. Ancak, birçok kişiler mastürbasyon yaptıkları zamanlar, ya da cinsel birleşme sırasında hayal güçlerini alabildiğine kullanarak, kafalarında bir takım fantazi sahneler canlandırırlar. Kişiler tarafından az çok bilinçli olarak seçilen bu hayalî sahneler genellikle cinsel coşkuyu artıracak niteliktedirler. Kişilerin kafalarında canlanan bu hayaller her zaman aynı derecede belirli olamazlar. Kimi kişiler bir sinema perdesindeki kadar belirli ve açık sahneler görürler, kimi kişilerin gündüz düşleri ise daha belirsiz, daha hayal meyaldir. Örneğin kafada canlanan kişilerin yüzleri bile olmayabilir. Kinsey''in kanısına göre, kadınlar daha çok, önceden geçirdikleri denemeleri düşünme, eski anılarını canlandırma eğilimindedirler. Erkekler ise, ömürlerinde yapmadıkları ve de düşleri dışında yapamayacakları şeyleri hayal, ederler. Bazı araştırmacılar da, kadınlarda cinsel hayallerin pek fazla görülmediği düşüncesini ortaya atmışlardır. Bununla birlikte bazı kadınların sırf hayal güçlerini kullanarak orgazma eriştikleri de bir gerçektir. Aynı şey erkekler için söylenemez. Bu konuda temel bilgiler edinmek pek güçtür. Aslında, hayal kurma bakımından kadınlarla erkekler arasında çok büyük ayrılıklar olmasa gerektir. Ama bugünkü toplumlarda, kadınların cinsel hayallerinden, fantazilerinden söz etmeleri ayıp sayılmaktadır. Gene de birçok normal kadınlar, hiç denemedikleri, hatta görmedikleri sahneleri kafalarında kolayca canlandırabil-diklerini ve bunu oldukça sık yaptıklarını söylemektedirler. Tamamen normal ve sağlıklı kadınlar, içinde, akraba aşkı (kardeş, ana-baba, evlat gibi çok yakın akraba ile cinsel ilişki kurmak), fahişelik, ırza geçmek, homoseksüellik, gösterme (teşhir) illeti, mazoizm, sadizm, ve daha birçok izmler bulunan sahneler düşündüklerini açıklamışlardır. Bu gibi sahnelerde kimi kadın baş rolü oynamakta, kimi kadın ikinci derecede bir rol oynamakta, kimi kadın ise yalnızca seyirci kalmaktadır. Bu tür hayaller ya da fanteziler kaygı yaratmamalı, olağan karşılanmalıdır. Hem erkek hem da kadınların mastürbasyon yaparken ve de özellikle cinsel birleşme sırasında bu çeşit hayallere dalmaları çok sık görülen birşeydir. Ayrıca, tam uykuya dalmazdan önce de bu tip havailer canlanabilir ya da doğrudan doğruya düş olarak görülürler. Aşırı cinsel hayaller kuran kişilerin de, bu hayalleri gerçekleştirmeğe hiç bir zaman yanaşmayacaklarını söylemek yerinde olur. Aslında bu tür fantazi hayaller kişilerin üzerindeki bir takım baskıları hafifletmek, hatta yok etmek, onların günlük yaşamlarını normal olarak sürdürmelerini sağlamak bakımından çok yararlıdırlar. Kısacası, cinsel hayaller kurmak, hiç bir zaman «cinsel sapıklığa» işaret etmez. Tersine, herhangi bir cinsel sapıklığın baş göstermesini önler. |
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Her İki Cinste Yatakta Mutsuz
Alanındaki en kapsamlı çalışma olan ''''Global Daha İyi Cinsel Yaşam Araştırması''''nın sonuçları; tüm dünyada her iki çiftten birinin ned en cinsel mutluluk yaşayamadığını ortaya koydu. Bu araştırma sonuçları, telefonla görüşmelere dayanıyor. 27 ülkede düzenlendi. 12 bin erkek ve kadın katıldı. Bu araştırmaya katılan kadınların ve erkeklerin yaşı 24 ile 75 arasında değişiyordu. Araştırmada, cinsel arzular, davranışlar ve tutumlar ile kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına, beklentilerine bakıldı. Paris''''te gerçekleştirilen Avrupa Üroloji Derneği''''nin yıllık toplantısında açıklanan veriler, dünyada kadın ve erkeklerin cinsel tatminsizlik çektiğini gösterdi. İşte ''''Global Daha İyi Cinsel Yaşam Araştırması''''nın ilginç sonuçları: - Tüm dünyada her iki kadın ve erkekten biri, cinsel yaşamlarından tam olarak memnun değil. - Araştırmaya katılan her dört erkekten biri, cinsel yaşamını iyileştirmek istiyor. - Cinsel ilişki sıklığı ile cinsel mutluluk arasında net bir bağlantı bulunmuyor. - İngiltere ve Amerika''''da erkekler ayda ortalama 6 kez cinsel ilişkide bulunurken, yüzde 45''''i cinsel tatminsizlik yaşıyor. - Dünyada ayda cinsel ilişkiye girme sıklığı 6.4 ortalamasında bulunuyor. - Türk erkekleri ise bu ortalamanın üzerinde... Ayda 7.8 oranında cinsel ilişki yaşadıklarını anlatıyorlar. Ancak bununla birlikte yüzde 52''''si yaşadığı cinsellikten tatmin olamıyor. - Dünyada erkeklerin yüzde 75''''i yani her 4 erkekten 3''''ü daha iyi bir cinsellik için ilaç kullanmaya hazır. - Türk erkekleri ise cinsel güçlerini artırmak için ilaç kullanma konusunda daha istekli. Her yüz erkekten 83''''ü daha iyi cinsellik için ''''ilaca hazırız'''' diyorlar. - Erkeklerin yüzde 80''''i ve kadınların yüzde 60''''ı için cinsellikte yaşın hiçbir önemi yok. Cinsel istekleri 80 yaşına kadar devam ediyor. - Erkekler ve kadınlar, sert bir ereksiyon sağlamanın ve bunu korumanın iyi bir cinsel yaşam ve sağlıklı bir ilişki için kritik önemi olduğunu düşünüyor. - Daha iyi bir cinsel yaşam için ereksiyon sertliği, ereksiyonu sağlama ve koruma kadar önemli! - Erkeklerin üçte ikisinden azı cinsel ilişki için ''''her zaman'''' yeterince ereksiyon sağlayıp koruyabildiğini söylüyor. - Erkeklerin yüzde 51''''i, ilişki sırasında her zaman ereksiyon sağlayıp korumayamadıklarını açıklıyor. - Erkeklerin yalnız yüzde 30.8''''i istedikleri zaman ereksiyon sağlayabileceklerine inandıklarını belirtiyor. - Erkeklerin yalnızca yüzde 36''''sı ereksiyon sertliğinden memnun... - Hem erkekler hem de kadınlar için ereksiyon sertliği ile cinsel mutluluk arasında güçlü bir bağlantı var. Avrupa Üroloji Kongresi''''nde sunulan ve ''''Ereksiyon Kalitesi Anketi'''' adı verilen yeni bir anket çalışması da bu bulguyu destekliyor. Çalışma; daha sert ereksiyonun; cinsel güven, kendine saygı ve eşin cinsel memnuniyeti ile bağlantılı olduğunu gösteriyor. |
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Gast
Mesajlar: n/a
|
Cinsel Uyarı Bölgeleri
![]() İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildirler. Kadınlarda, tüm gövdeyi kaplayan deri, cinsel bakımdan az ya da çok uyarılabilecek niteliktedir, insan gövdesinde bulunan en belli başlı cinsel uyan bölgeleri şu şekilde sıralanmıştır. Penis Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı olanı, glans adı verilen penis ucudur. Bunun da özellikle alt bölümü, yarığın tam gerisinde bulunan kısım, en duyarlı yanıdır. Penisin sapı ve özellikle köküne yakın bölümü en az duyarlı bölgedir. Bununla birlikte, ritmik olarak uygulanan bi uyarıya karşılık verir. Klitoris Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Dış deri normal olarak klitorisi kaplamakta olup, klitoris başının (erkekteki penis ucunun karşılığı) ilk anda göze çarpmasını önler. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya, ritmik baskıya ve her şeyden çok devamlı fakat aralıklı bir uyarıya karşılık verir. Klitorisin aralıksız olarak uyarılması genel olarak iyi bir şey değildir. Kadında, gıdıklanmayı andıran, karşı koyulması, dayanılması son derece güç bir duygu uyandırabilir. Klitorise karşı özel bir ilgi gösteren bir erkek, bu noktanın çevresini uyararak da aynı sonuca erişebileceğini, kadının coşkusu için klitorisin kendisine dokunmanın kesinlikle gerekli olmadığını öğrenmelidir. Küçük Dudaklar (Labia Minora) Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bir iç dudaktan başlayarak klitorisin üstünden de geçerek öbür iç dudakta son bulan bir tür döner uyarı uygulandığı zaman kadının cinsel coşkusu belirli bir şekilde artar. Döl Yolu Ağzı İdrar deliği ile döl yolu ağzını içine alan bölge de son derece duyarlıdır. Döl Yolu Döl yolunun ağzındaki sfenkter çemberi her hangi bir baskı altında kaldığı zaman daralır. Döl yolunun ön bölümüne, aşağı doğru parmaklar ile uygulanan ritmik baskı, çok keskin bir cinsel coşkuya yol açar. Döl yolu duvarları dokunmaya karsı fazla duyarlı olmadıkları için, penisin döl yoluna girmesinden duyulan cinsel coşku, daha çok ruhsal bir coşkudur. Döl yolu içini doğrudan doğruya uyarmaya kalkmak bu bakımdan tüm anlamsız olmasa bile, tırnakların bu bölgeyi zedeleme ihtimalleri vardır. Parmakların döl yolu ağzından daha ileri gitmemeleri öğütlenir. Klitorisin dibi uyarıldığı zaman döl yolu ağzında da cinsel coşku duyulur. Serviks Aslında bu bölge dokunmaya karşı duyarlı değildir. Kadın serviksin uyarıldığını sanabilir; ama bu, penisin çok derinlere girmesinden dolayı meydana gelen basıncın peritoneum’u (döl yatağı yüzeyini kaplayan doku etkilemesi ve derinlere giren penisin genellikle bir seri tepki yaratması yüzündedir. Bu bölgeyi erkeğin parmakları ile uyarmaya çalışması doğru değildir, çünkü eşini yaralayabilir. Büyük Dudaklar (Lâbia Majora) Erkeğin teslis torbalarını andırır Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz ama penis üzerinde uyarıcı bir etkisi olabilir. Testis Torbaları (Scrotum) Cinsel uyarı ile doğrudan doğruya pek ilişkisi yoktur. Bazı erkekler, testis torbalarının avuç içinde tutulup parmaklar ile uyarılmasından coşku duyarlar. Çoğu erkekler ise testis torbaları biraz fazla sıkıldığı zaman acı duyarlar. Bununla birlikte testis torbalarının bir avantajlı yanı vardır: cinsel birleşme sırasında kadının gövdesine hafifçe değerler ve bu çoğu kez kadına zevk verir. Apış Arası Döl yolu ağzı (ya da penis kökü) ile anus (makat) arasında kalan bölge dokunmaya karşı duyarlıdır. Bu bölgenin orta bölümü özellikle basınca karsı duyarlıdır. Anus (Makat) Bu bölgedeki cinsel duyular kişiye ve ruhsal etkilerin derecesine göre değişir. Makat ile cinsel organ aynı kaslar ile birbirlerine bağlı olduklarından, gerek erkekte gerekse kadında, cinsel organlar uyarıldığı zaman makat küçülür ve makat uyarıldığı zaman da, cinsel organlar kasılır. Memeler Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır. Kadının memeler yolu ile duyduğu uyarı aynı anda döl yatağına ve diğer cinsel organlara aktarılır. Bazı kadınlar, meme uçlarının öpülmesini ya da emilmesini cinsel organların uyarılmasına tercih ederler. Bu arada, analık duygularının kadının ruhsal yapısında tuttukları yeri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bir takım kadınlar, sırf analık duygularının ağır basması yüzünden memelerinin uyarılmasından cinsel coşku duymazlar. Cinsel bakımdan, erkek memesi kadın memesine oranla çok daha az duyarlıdır. Ağız Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duyu bulunmaktadır. Memeler ya da cinsel organlar uzun uzun öpüldüğünde cinsel coşku geniş ölçüde artar. Kaba Etler Kaba ellerdeki kaslar kasıldığı zaman cinsel coşku artar. Bu nedenle, cinsel birleşme sırasında gerek kadın gerekse erkekler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaba etlerinde bulunan kasları kasarlar. Bu kasılmanın sonucu olarak makat da küçülür ve böylece cinsel organlar uyarılmış olur, döl yolu kasları gerilir, döl yolu ağzı daralır; erkekte ise penis sertleşir. Bacaklar Bacakların iç bölümleri cinsel uyarıya karsı keskin bir tepki gösterirler. Diğer Bölgeler Bazı kimselerin gövdelerinde, yukarda sayılanların yanı sıra gelişmiş bir takım cinsel uyarı bölgeleri vardır. Bunlar genellikle, gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altlan, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir. Saçların ve bazı bölgelerdeki kılların hafif hafif okşanması da bazı durumlarda cinsel duyguları uyandırabilir |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| cinsellik |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| MUSTAFA ISLAMOGLU. genclik ve cinsellik- 1 | ALYAZMALIM | islamiyet | 0 | 29.06.2009 20:14 |
| Cinsellik | NisaN | Boğa | 0 | 09.10.2008 11:49 |
| Cinsellik.. | NisaN | Başak | 0 | 09.10.2008 11:43 |
| Cinsellik | NisaN | Koç | 0 | 09.10.2008 11:34 |
| Eş Cinsellik (Livata) ve Cezası | NisaN | EvLiLik Ve AiLe Hayati.. | 3 | 15.04.2008 16:34 |