PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : KALBININ CAGRISINA GEL



ALYAZMALIM
02-12-2009, 01:37 PM
Seni doğayı kucaklar gibi seviyorum. Allah’ın ayeti; dağlar, taşlar, yosun tutan denizler, gök mevsimi, yıldız, şifa benizli ay ve gökyüzünü solmayan gülü güneşi gibi… Onlara duyduğu sevgi gibi sarılıyorum varlığına. Sanma ki seni onlara benzetiyorum. Sadece sen de onlar gibi bana O’nu hatırlattığın için söylüyorum. Sen gözümde Allah’ın ayeti gibisin. Sevgili, bağrımın bu sıcak hasretine, çağrısına gel. Kalbimin odacığına sığın. Ben kimseleri böylesine sevmiş değilim, seni sevdiğim gibi. Sen hiçbir şeye benzemiyorsun. Başkasın, bambaşkasın. Anlatılmıyorsun. Sana bile. Seni sana bile söyleyemiyorum. Salt hislerimle, dualarımla paylaşıyorum. Dünya değilsin, söz değilsin. Sırlardan süzülmüş bir damlasın. Rahmet peteğinden süzülen balsın…

Ben ki ötelerden seni beklemişim. Senin sıcak bağrına sokulmak için. Omzunda rahat ve ebedi bir uykuya dalamak için… Sen ki ötelerden beni bekliyorsun. Bana cesaret, güç, huzur, şefkat denizi, dost dayanağı olmak için… Kara gün dostu olacaksın benim. Alınyazımda yazılı bu. Ak günlere beraber imza atacağız. Kaderim, kaderin, kaderimiz bu bizim, değişmeyecek…Henüz gayb sırlarına aşina olmamış gözlerinle perdesini sıyırmışsın ötelerin ama hikmetler yüreğine akmamış. Habersizsin… Ama bilki… Sen benim dünyadaki nasibimsin. Ve ben sende tamamlanacağım. Hadi kalbimin uyanışına gel. Beraber güzel şeylere el atacağız. Güzel şeyler yapacağız. Yaşayacağız.

Uçup Gitme Penceremden İsmail Acarkan


</B>

ALYAZMALIM
02-12-2009, 01:53 PM
AŞKIN YÜZÜ GÖZYAŞI
Aşk, eskiden köylere uğrayan yamalı, yırtık ayakkabılı bir çerçiye benziyordu. Mutluluk getirirdi, ama sonrasında hüzünle ayrılırdı. Giderdi. Ardında kanayan yaralar kalırdı. Acıtırdı, yürek yakardı, uykusuz bırakırdı, titretirdi. Yaman bir şeydi yani, yabani birşey. Tarifi imkansızdı, yaşamayana anlatılamazdı. Pustu, dumandı, isti... Öyleydi işte, yüz bilinmeyenli bir denklemdi aşk.
Ben sende tanıdım aşkı...
sonra yine sende yitirdim.
Sende tanıyınca aşkı, mutluluktan uçtum... Yaşam renk değiştirdi aşkınla. Gün daha bir başka doğdu, dağlar, ormanlar bir başka aydınlandı. Ben güldüm, insanlar gülümsedi. Sert, rüzgarlı, yağmurlu iklimler yerini ılık yellere bıraktı. Çiçekler daha çok koktu, doğa rengarenk açtı. Arkadaşlarım, dostlarım arttı, ayaklarım yerden kesildi, uçtum. Sevinçliydim.
Sende tanıyınca aşkı; on yaş gençleştim, çocuklaştım. Büyüdüm, olgunlaştım. Kokunu aradım, gülüşüne koştum her yerde. Adını duyunca titredi yüreğim, uykusuz kaldım, hep seni düşledim. Aşk, sabahlamaktı... Aşk, sen olmadan seninle olmaktı, soluğunu duymak, yürek atışlarına başımı yaslamaktı. Aşk, iç çekmekti, solmaktı. Aşk her gün ölmekti. Işımaktı, güneş gibi doruklardan doğmak, sonra karanlıkta batmaktı.
Ben sende tanıdım aşkı, yine sende yitirdim...
Aşkı yitirmek, delicene bir duygu. Delicene dönüp duruyorsun, bomboş, aval aval bakıyorsun dünyaya. Durmadan ağlıyor yüreğin... Aşkın bir yüzü gözyaşı oluyor. Gözyaşı aşk oluyor. Umut bitiyor, karanlık bir duman kaplıyor göğün üstünü. Yüzü başkalaşıyor sevdiğinin, sesi yitiyor... Aşk soluyor. Aşkın yüzü gözyaşı, gözyaşına yaslanıyorsun. Uzaklaşıyorsun dostlarından, arkadaşlarından, şehirler dar geliyor, nefessiz kalıyorsun. Ölmek istiyorsun, intihar senaryoları cirit atıyor kafanda... Herşey saçma geliyor sana. Yüreğinde bir katil büyütüyorsun. Acımasız oluyorsun. Aşk bitince, sen de bitiyorsun.
Aşk...
Bitince...
Aşk...
Rıfat MERTOĞLU</B>